Şişmanlık yani obezite, günümüzde çocuk ve erişkinleri etkileyen, genetik, psikolojik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı, karmaşık ve giderek artan bir sorundur.
Şişmanlık insülin direnci, diyabet, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, kan yağı yüksekliği, karaciğerde yağlanma, polikistik over sendromu, psikososyal sorunlar gibi bir çok kronik hastalığı da beraberinde getirmektedir.
Çocukluk çağında kilolu olan kişilerin çoğu erişkin dönemde daha şişman ve kronik hastalıklara daha yatkın olmaktadır. Bu nedenle çocuklarda şişmanlığın oluşmasını önlemek ve erken dönemde tedavi etmek önemlidir.
Çocukların diyetlerindeki yağ oranının artması, “fast food” tarzı beslenmenin yaygınlaşması, televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen saatlerin artması ile aktivitenin azalması obeziteyi kolaylaştıran önemli etkenlerdir. Sonuçta çocuklar daha fazla kalori almakta, daha az kalori harcamakta ve yağ dokuları artmaktadır. Çocuklarda obezitenin en sık nedeni çevresel faktörlere bağlı gelişen, altta yatan tıbbi problemin olmadığı basit (ekzojen) obezitedir. Daha az sıklıkla şişmanlığa neden olan hormonal bozukluklar veya sendromik durumlar bulunabilir. Bu nedenle fizik inceleme bulguları ve hormonal değerlendirme önemlidir.
Basit obezitenin gelişiminde genetik ve çevresel faktörler içiçe geçmiş haldedir. Basit obezitesi olan çocukların hemen hepsinin boyu yaşlarına göre 50 –75 persentilin üzerindedir. Böylece obez bir çocuğun boy ölçümü ortalamanın üzerinde ise patolojik nedenlerin çoğu dışlanabilir. Ayrıca bu çocuklarda genellikle ailede obezite öyküsü vardır. Kemik yaşları ileri olabilir.
Şişman çocukların değerlendirilmesinde fizik inceleme bulguları istenecek tetkiklerde yol göstericidir. Serum yağları (kolesterol ve trigliserid), açlık kan şekeri ve insülin düzeyi, tiroid hormonları, karaciğer ultrasonografisi ilk istenecek tetkiklerdir.
Şişmanlık genellikle okul öncesi dönemde başlamaktadır. Şişmanlık süresi arttıkça tedavisi güçleşmektedir. Bu nedenle şişmanlığın başladığı dönemde önleminin alınması büyük önem taşımaktadır çünkü etkin bir tedavisi yoktur. Yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, televizyon-bilgisayar karşısında geçirilen sürenin azaltılması ve tüm bu uygulamaların aileyi de ortak ederek yapılması tedavide ön sırada yer almaktadır. Beslenme programında abur cubur denilen yiyeceklerin kesilmesi ve bol karbohidrat ve yağlı gıdalardan uzak kalınmasına dikkat edilmelidir. Yemeğini yavaş yemesi, et, sebze ve meyveye ağırlık verilmesi önerilir.
Çocuklarda şişmanlığın tedavisinde en önemli unsurun şişmanlık ilerlemeden önlemlerin alınması, alışkanlıkların değiştirilmesi, aileyle işbirliği yapılmasının olduğu unutulmamalıdır.